13 Temmuz 2010 Salı

Mutlu bir festival daha!

11. Uluslararası Büyükçekmece Kültür Ve Sanat Festivali bu sene de coşkulu ve eğlenceli geçti. Uzun uğraşlar sonucunda organize edilen festival hızlı bir şekilde bitti. Ya da çok eğlendiğimizden zaman hemen aktı geçti bizlere... Bol bol çektiğim fotoğraflar ve edindiğim yeni arkadaşlıklar bende güzel anılar bıraktı.

Aslında geçen sene de görevli olmamdan dolayı festivale hazırlıklıydım. Geçen sene Milliyet Gazetesi'ndeki stajım dolayısıyla bazı günler katılamıyordum. Bu sene festivalde her zamankinden çok daha fazla görev aldım. Görsel şölenin, birbirinden farklı onlarca kültürün, yüzlerce insanın müzik, dans ve güleryüzle olan iletişimine tanık oldum.

Aynı dili konuşmayan, aynı kıyafetleri giymeyen, aynı yemekleri yemeyen, kültürden kültüre toplumsal değer yargıları değişen, kısaca birbirinden tamemen farklı ülkeler bu festival sayesinde buluştular. Kültürlerini paylaştılar. Müzik, dans ve yüzlerde ki gülümseme ile insanlarla iletişim kurdular. Bunları düşündüğümde festivallerin ve bu gibi organizasyonların ne kadar değerli ve önemli olduğunu anlıyorum.

Büyükçekmece'deki bu festival Türkiye'deki ilk uluslararası festival olma özelliğini taşıyor. Folklor Kurumu ile birlikle düzenlenen yarışmada festival sonunda birinci, ikinci ve üçüncü olarak dereceye girenler açıklanıyor. Bunun yanında mansiyon ödülleri, en iyi erkek ve kadın oyuncu, en iyi müzik ve en iyi kostüm ödülleri veriliyor.

Festivalle birlikte heykel sempozyumu da düzenleniyor. Burada da yine yabancı sanatçılar heykellerini yapıyorlar. Festival boyunca pop, caz, alternatif, Türk Sanat müziği ve Türk Halk müziği dallarından sanatçılar geliyor.

Bu sene yoğun yağış nedeniyle iki konser de iptal edilmek zorunda kalındı. Konuk ülkelerin dans gösterileri ertelenemeyeceği için onlar kapalı spor salonunda gösterilerine devam etti.

Misafir ülkeler, festival boyunca her gece farklı birkaç ülke olmak üzere geleneksel yemeklerini, müziklerini ve el işi sanatlarını sergiledikleri eğlenceler düzenledi. Konuklar o gece hangi ülkenin gecesiyse o ülkenin danslarını sergilediler, yemeklerini yediler. Tabi biz de! :) Böylece farklı ülkelerdeki bir çok kişi bu geceler sayesinde birbiriyle kaynaştı, kültürlerini tanıttı.

11 senedir olduğu gibi bu sene de festival çok güzel sonuçlandı. Benim festivaldeki görevim ise yabancı ve Türk misafirlerimizin güler yüzlerini, hoş anları görüntülemek, fotoğraflarını çekerek bu güzel anları ölümsüzleştirmekti.

Burada bir kaç beğendiğim fotoğrafı göstereceğim sizlere, devamı burada: http://www.flickr.com/photos/zeynepmirza/page9/

Umarım beğenirsiniz :)

24 Nisan 2010 Cumartesi

23 Nisan ve Laleler

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle olan resmi tatilimizi bu yıl da güzel bir şekilde değerlendirdik.
Ulusal Egemenliğimizi kazanmamızda en büyük rolü olan başta Ulu Önder Atatürk ve askerlerimizi anarak güne başladık.

Baharın gelmesiyle ortalık yeşilleniyor, renkleniyor. Laleler ise en güzel çiçeklerden biri. Ama ne yazık ki ömrü çok kısa. Hemen bozuluyorlar. Çiçeklerin fotoğrafını çekmek veya laleler arasında bol bol gezmek istiyorsanız zamanını kaçırmayın...

Geçen sene tam zamanında gitmiştim. Bu sene biraz geç kalmışım. Emirgan Parkı'nda laleler çoktan ekilmiş. Ve bozulmaya yüz tutmuşlar bile. Ben yine de bolca çektim.





22 Nisan 2010 Perşembe

Cılgınalısveris.com



Gelişen teknoloji ve bununla birlikte en çokta internet hayatımızın birçok alanında etkili rol oynuyor. Bilindiği üzere artık gazeteleri internetten okuyor, görüntülü-sesli-yazılı iletişimimizi internetten yapıyoruz. Ve daha bir çok ihtiyacımızı internetten gideriyoruz. Bunlardan biri de online alışveriş...

İnternetten alışverişin bir çok avantajı var. İndirimli ürünler ve kargo hizmeti insanları en çok cezbeden özelliklerden biri. Son günlerde Gittigidiyor.com, Teknosa.com.tr ve Hepsiburada.com gibi büyük sitelere yeni bir rakip geliyor.


Dmrc Bilişim Şirketi tarafından yapılan bu yeni alışveriş sitesi çok rağbet göreceğe benziyor. Güvenilir, tasarımın kuvvetli ve kulanılabilir olması yeni alışkanlıklar yaratacak.

Kullanışlı ve hoş tasarım sitenin güçlü yönelerini arttırıyor. Göze güzel gözüken ve ürünlere kolay ulaşmamızı sağlayan diğer bir iyi özellikte, bol bol kategori kullanılması. Böylece istediğimiz ürünlere daha hızlı ve verimli şekilde ulaşabiliyoruz.

Cılgınalısveris.com düzenlediği kampanyalarla müşterilerine hediyeler ve büyük indirimler kazandırıyor...

21 Mart 2010 Pazar

Kurumuş çiçeklerim ve ilkbahar güneşi...

En az 3 en fazla 7 yıllık güzel birikimlerim. Genellikle babamın anneme aldığı çiçekler bunlar. Doğum günü, sevgililer günü, Dünya Kadınlar Günü veya o an görülüp alınan şirin çiçekler. Ben de içlerinden en güzellerini seçip, ansiklopedilerin arasına koyardım. 32 ciltlik ansiklopedinin 2,4,12 ve 15 nolu kitaplarının arasında yıllarca saklandı. Bunlar en çok sevdiğim rakamlardı çünkü. Dolabı açıp baktığımda ilk o rakamları fark ederdim. Çiçeklerimin de onların içinde kurutmuşum. (Bu arada artık o ansiklopediler yok)

Gül, karanfil, papatya, gelin çiçeği denilen beyaz küçük tomurcuklu çiçek, çeşitli yapraklar ve ismini bilmediğim bir diğeri...


7 Şubat 2010 Pazar

Kapalı Çarşı ve Valide Han

Dün Kapalı Çarşı'daydık. Tarihi hanları gezdik, aradığımız hanı bulana kadar da baya bir dolaştık. Ben de bu arada fotoğraf çektim tabi. Bazı mağaza sahipleri çekmeye izin vermiyor. Bu gibi sorunlarla karşılaşmamak için önceden izin alıyorum bende.

Arkasından gelen soru ise şu oluyor:
-Niçin çekiyorsun?
Eğer kuyumcunun vitrinini çekeceksem, onların cevapları da böyle oluyor:
- Aynısını yapmayacaksan çek!

Benim cevabımsa yok ben amatörüm, öylesine çekiyorum, kendim için... :)

Geçen gün bir amca da, kızım filme alma beni dedi... Amca film mi kalmış, dijital bu makine... (Diyemedim tabi, desem bunu anlamayacaktı eminim:))









Bazı insanlar çalışma ortamlarından şikayet ederler. Ama zannetmiyorum ki aşağıdaki fotoğraftaki mağaza sahibinin şikayeti kadar haklı olsun. Burası o kadar küçük bir antikacıydı ki... Yine kapalı çarşı içinde. Dükkan 2 adımdan oluşuyor. Ayrıca oturacağı bir sandalye bile yoktu. Sadece bir tabure gibi bir şey vardı. Ama mağaza içindekiler çok güzeldi. Antika eşyalar, gaz lambaları (Alaaddin'in Sihirli Lambası), cezveler, kaplar, tepsiler, ve daha bir sürü küçük ıvır zıvır...


Bir kafe gördüm.. Tam benlik. O kadar şirindi ki. Kırmızı beyaz ekoseli örtüler, kırmızı karanfiller, beyaz, kırmızı, gri sandelyeler ve en fazla 2 kişinin oturabileceği küçük masalar...


Tavsiye üzerine Çakmakçılar Yokuşundaki Büyük Valide Han'a uğradık. Burası gizemli olduğu kadar, etkileyici ve ürkütücü bir yerdi aynı zamanda. Haftasonu olduğu için en üst katına çıkamadık, kapalıymış. Yukarıda çok güzel manzara varmış. Malesef çok bakımsız bu han. Hiç bakmamışlar desek daha doğru. İçerisi karanlık, yıkık döküktü. Ama dükkanlar sahipliymiş, depo olarak kullanılıyormuş.
Bu han o kadar eskiymiş ki Kapalı Çarşı'dan önce yapılmış. İpek Yolu üzerinde bulunduğu için de çok önemli bir yere sahipmiş. İnsanlar burayı kervansaray olarakta kullanırlarmış. 16. yüzyılda Kösem Sultan tarafından yaptırılmış. Kadıncağız hanını bu halde görse üzülürdü... Çünkü çok bakımsız, karanlık, ürkütücü...
Fotoğraflarını çektim tabi. Kapı fotoğrafları koleksiyonum gelişti Büyük Valide Han sayesinde. Bir sürü antika kapı fotoğrafım oldu:):)

1 Şubat 2010 Pazartesi

Bugün...

Çok güzeldi bugün...
Doya doya yedik, bol bol gezdik...
Fotoğraf çektik, yapraklarla oynadık.
Çatlarcasına güldük...
Ön yargıları yok ettik...
Teşekkürler...