Geçtiğimiz hafta kalabalık bir grup halinde Amasra - Safranbolu gezisi yaptık.
1 gece 2 gün olarak planladığımız gezi çok güzel geçti. Geç gelen ve hala bile gelmek bilmeyen yazdan dolayı, denize giremedik.
Safranbolu'dan çok, Amasra ilgimizi çekti. Belki de denize yakın olması bunun nedenlerinden biridir.
Karadeniz çok güzel bir yer... Yemyeşil, temiz hava, yokuş üzerine yapılmış bizi ürküten köy evleri, sakin sakin ot otlayan hayvanlar...
Safranbolu'da kahvaltı ederek ve yolda bol bol ara vererek geldiğimiz Amasra yolculuğu, yaklaşık 8 - 9 saat sürdü. Arabada giderken de olmak üzere ve her mola verişimizde bol bol fotoğraf çektim.
Doğa o kadar canlı ki, asırlık kale duvarlarının arasından renkli çiçekler fışkırıyor.
Sahilde börülce ve deniz midyesi satan, yaşlı bir teyzeye rastladık. Gülüşü ve pozitifliğiyle, adeta insanları kendisine çekiyordu. Bu güzel teyze de bana poz verdi.
Amasra'da dağdan ve bahçeden toplanan bir çok meyve ve sebze bulmak mümkün. Hepsi tamamen doğal ve ev yapımı. Değişik turşular, meyveler, daha önce bir çoğumuzun yemediği reçeller, tarhana, yoğurt ve bunun gibi bir çok yiyecek bulabilirsiniz. Mesela fındık reçeli, kivi reçeli, dağ kekiği... Hepsi organik ve taze. Hayatımda yediğim en güzel çilekleri buradan almıştık mesela. Dağ çileğiymiş. Benim gibi doğallık meraklısı için adı bile ilgi çekici...
Amasra'da ne yenir derseniz, ilk akla gelen balık ve Amasra Salatası oluyor. Amasra Salatası'nın içinde yeşillik olarak akla gelebilecek her şey var. Bu salatayı diğerlerinden farklı kılan sunumu. Salatayı süsleyerek, diğerlerinden farklı bir görünüme getiriyorlar.
Amasra dağlarında ilgi çeken, çok hoş bir görüntü var. Fotoğrafta karşıdaki dağa dikkatli ve yandan baktığınızda, Atatürk'ün siluetini andıran şekli görebilirsiniz.
Dönüşte Zonguldak yolundan geldik. Zaman zaman bizi ürküten, çok keskin virajlardan geçtik. Şehir içindeki yollar bile çok fazla dik ve dardı. Aşağıdaki fotoğrafı Zonguldak'ın girişinde çektim. Hava, kara, deniz ve demir yolu ulaşımlarının tümü var bu fotoğraf içinde...
gezmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Haziran 2011 Salı
25 Mayıs 2011 Çarşamba
tatil başlasada, gezsek
Yaz geldi, her ne kadar gelmemekte ısrar etsede...
Sezon açıldı, tatil programları başladı, kazaklar dolabın derinliklerine kaldırıldı.
Artık tatile gitmek istiyorum.


Deniz, kum güneş, çekeceğim bir çok fotoğraf, göreceğim köyler, tekne turuyla gezeceğim koylar, farklı farklı insanlar, hepsine çok az bir zaman kaldı...
Bu sene ailemle Marmaris'e gideceğim. İş yerinden sevgili arkadaşlarımla ise Bodrum ya da Antalya tarafına gitmeyi düşünüyoruz. Çok eğlenceli geçeceğine eminim...
Tatil sonuçta, plan yapması, hayal kurması bile güzel...
Sezon açıldı, tatil programları başladı, kazaklar dolabın derinliklerine kaldırıldı.
Artık tatile gitmek istiyorum.


Deniz, kum güneş, çekeceğim bir çok fotoğraf, göreceğim köyler, tekne turuyla gezeceğim koylar, farklı farklı insanlar, hepsine çok az bir zaman kaldı...
Bu sene ailemle Marmaris'e gideceğim. İş yerinden sevgili arkadaşlarımla ise Bodrum ya da Antalya tarafına gitmeyi düşünüyoruz. Çok eğlenceli geçeceğine eminim...
Tatil sonuçta, plan yapması, hayal kurması bile güzel...
7 Şubat 2010 Pazar
Kapalı Çarşı ve Valide Han
Dün Kapalı Çarşı'daydık. Tarihi hanları gezdik, aradığımız hanı bulana kadar da baya bir dolaştık. Ben de bu arada fotoğraf çektim tabi. Bazı mağaza sahipleri çekmeye izin vermiyor. Bu gibi sorunlarla karşılaşmamak için önceden izin alıyorum bende.
Arkasından gelen soru ise şu oluyor:
-Niçin çekiyorsun?
Eğer kuyumcunun vitrinini çekeceksem, onların cevapları da böyle oluyor:
- Aynısını yapmayacaksan çek!
Benim cevabımsa yok ben amatörüm, öylesine çekiyorum, kendim için... :)
Geçen gün bir amca da, kızım filme alma beni dedi... Amca film mi kalmış, dijital bu makine... (Diyemedim tabi, desem bunu anlamayacaktı eminim:))

Arkasından gelen soru ise şu oluyor:
-Niçin çekiyorsun?
Eğer kuyumcunun vitrinini çekeceksem, onların cevapları da böyle oluyor:
- Aynısını yapmayacaksan çek!
Benim cevabımsa yok ben amatörüm, öylesine çekiyorum, kendim için... :)
Geçen gün bir amca da, kızım filme alma beni dedi... Amca film mi kalmış, dijital bu makine... (Diyemedim tabi, desem bunu anlamayacaktı eminim:))

Bazı insanlar çalışma ortamlarından şikayet ederler. Ama zannetmiyorum ki aşağıdaki fotoğraftaki mağaza sahibinin şikayeti kadar haklı olsun. Burası o kadar küçük bir antikacıydı ki... Yine kapalı çarşı içinde. Dükkan 2 adımdan oluşuyor. Ayrıca oturacağı bir sandalye bile yoktu. Sadece bir tabure gibi bir şey vardı. Ama mağaza içindekiler çok güzeldi. Antika eşyalar, gaz lambaları (Alaaddin'in Sihirli Lambası), cezveler, kaplar, tepsiler, ve daha bir sürü küçük ıvır zıvır...
Bir kafe gördüm.. Tam benlik. O kadar şirindi ki. Kırmızı beyaz ekoseli örtüler, kırmızı karanfiller, beyaz, kırmızı, gri sandelyeler ve en fazla 2 kişinin oturabileceği küçük masalar...
Tavsiye üzerine Çakmakçılar Yokuşundaki Büyük Valide Han'a uğradık. Burası gizemli olduğu kadar, etkileyici ve ürkütücü bir yerdi aynı zamanda. Haftasonu olduğu için en üst katına çıkamadık, kapalıymış. Yukarıda çok güzel manzara varmış. Malesef çok bakımsız bu han. Hiç bakmamışlar desek daha doğru. İçerisi karanlık, yıkık döküktü. Ama dükkanlar sahipliymiş, depo olarak kullanılıyormuş.
Bu han o kadar eskiymiş ki Kapalı Çarşı'dan önce yapılmış. İpek Yolu üzerinde bulunduğu için de çok önemli bir yere sahipmiş. İnsanlar burayı kervansaray olarakta kullanırlarmış. 16. yüzyılda Kösem Sultan tarafından yaptırılmış. Kadıncağız hanını bu halde görse üzülürdü... Çünkü çok bakımsız, karanlık, ürkütücü...
Fotoğraflarını çektim tabi. Kapı fotoğrafları koleksiyonum gelişti Büyük Valide Han sayesinde. Bir sürü antika kapı fotoğrafım oldu:):)
Etiketler:
fotoğraf,
gezmek,
kapalı çarşı,
tarihi
1 Şubat 2010 Pazartesi
Bugün...
30 Ocak 2010 Cumartesi
22 Ocak 2010 Cuma
Soğukkkkk...
Bu fotoğrafları dün çektim. Bakmayın böyle güneşli durduğuna havanın, acayip soğuktu. Özellikle de güneş gittikten sonra iyice soğudu...
Hava soğuktu, fakat güneş denizin üzerinde pırıl pırıl parlıyordu.. Yalandan bir güneşimiz vardı, bugün o da gitti, şimdi daha soğuk. Kar geliyor hatta...




Bugün her milletin yüzyıllardır kullandığı o güzel alet şemsiye, işime yaramadı. Bir şemsiye için yağmur ve rüzgarla baş edebilmek o kadar da kolay değilmiş demek ki. Ben kırılmadan şemsiyemi kapatmayı tercih ettim. Ama bazıları benimki kadar şanslı değildi. O kadar sert esiyordu ki dayanamadı zavallı şemsiyeler. Kaldırımlar kırık şemsiyelerle doluydu.
İnsanları anlayamıyorum. Çöp kutuları boş dururken koskoca şemsiyeleri nasıl yolun ortasına atıyorlar?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





































