7 Şubat 2010 Pazar

Kapalı Çarşı ve Valide Han

Dün Kapalı Çarşı'daydık. Tarihi hanları gezdik, aradığımız hanı bulana kadar da baya bir dolaştık. Ben de bu arada fotoğraf çektim tabi. Bazı mağaza sahipleri çekmeye izin vermiyor. Bu gibi sorunlarla karşılaşmamak için önceden izin alıyorum bende.

Arkasından gelen soru ise şu oluyor:
-Niçin çekiyorsun?
Eğer kuyumcunun vitrinini çekeceksem, onların cevapları da böyle oluyor:
- Aynısını yapmayacaksan çek!

Benim cevabımsa yok ben amatörüm, öylesine çekiyorum, kendim için... :)

Geçen gün bir amca da, kızım filme alma beni dedi... Amca film mi kalmış, dijital bu makine... (Diyemedim tabi, desem bunu anlamayacaktı eminim:))









Bazı insanlar çalışma ortamlarından şikayet ederler. Ama zannetmiyorum ki aşağıdaki fotoğraftaki mağaza sahibinin şikayeti kadar haklı olsun. Burası o kadar küçük bir antikacıydı ki... Yine kapalı çarşı içinde. Dükkan 2 adımdan oluşuyor. Ayrıca oturacağı bir sandalye bile yoktu. Sadece bir tabure gibi bir şey vardı. Ama mağaza içindekiler çok güzeldi. Antika eşyalar, gaz lambaları (Alaaddin'in Sihirli Lambası), cezveler, kaplar, tepsiler, ve daha bir sürü küçük ıvır zıvır...


Bir kafe gördüm.. Tam benlik. O kadar şirindi ki. Kırmızı beyaz ekoseli örtüler, kırmızı karanfiller, beyaz, kırmızı, gri sandelyeler ve en fazla 2 kişinin oturabileceği küçük masalar...


Tavsiye üzerine Çakmakçılar Yokuşundaki Büyük Valide Han'a uğradık. Burası gizemli olduğu kadar, etkileyici ve ürkütücü bir yerdi aynı zamanda. Haftasonu olduğu için en üst katına çıkamadık, kapalıymış. Yukarıda çok güzel manzara varmış. Malesef çok bakımsız bu han. Hiç bakmamışlar desek daha doğru. İçerisi karanlık, yıkık döküktü. Ama dükkanlar sahipliymiş, depo olarak kullanılıyormuş.
Bu han o kadar eskiymiş ki Kapalı Çarşı'dan önce yapılmış. İpek Yolu üzerinde bulunduğu için de çok önemli bir yere sahipmiş. İnsanlar burayı kervansaray olarakta kullanırlarmış. 16. yüzyılda Kösem Sultan tarafından yaptırılmış. Kadıncağız hanını bu halde görse üzülürdü... Çünkü çok bakımsız, karanlık, ürkütücü...
Fotoğraflarını çektim tabi. Kapı fotoğrafları koleksiyonum gelişti Büyük Valide Han sayesinde. Bir sürü antika kapı fotoğrafım oldu:):)

1 Şubat 2010 Pazartesi

Bugün...

Çok güzeldi bugün...
Doya doya yedik, bol bol gezdik...
Fotoğraf çektik, yapraklarla oynadık.
Çatlarcasına güldük...
Ön yargıları yok ettik...
Teşekkürler...










30 Ocak 2010 Cumartesi

Mısır Çarşısı

Eminönü Mısır Çarşısı'ndan günlük kareler...









27 Ocak 2010 Çarşamba

Hiç gelme gideceksen...

Gripin - Hiç gelme gideceksen_ müzik

Usandik
Uslandik
Bu yagmurda
Yeter
Çok ıslandik

Yol olduk
Yok olduk
Bu yollarda asinan
Hep biz olduk
Hep biz olduk

Kimler geçerken içimden
Bir sen vardın
Melekleri imrendiren
Hiç gelme gideceksen
Ürkek buz tanesi
Zamanin gelince
Eriyeceksen

Bir açtık
Bir solduk
Soluduk yıllarca
Tek nefes olduk

Bir vardık
Bir yoktuk
Bu yolları aşındıran
Hep biz olduk
Hep biz olduk

Kimler geçerken içimden
Bir sen vardın
Melekleri imrendiren
Hiç gelme gideceksen
Ürkek buz tanesi
Zamanin gelince
Eriyeceksen

Kelimelerle oynarken hep seninle
Kanattik kalplerimizi
Kanattik uçuran birbirimizi

Ne kaldı geriye
Ne kaldi
Ne kaldi
Geriye?

Kimler geçerken içimden
Bir sen vardın
Melekleri imrendiren

Hiç gelme gideceksen
Ürkek buz tanesi
Zamanin gelince
Eriyeceksen

25 Ocak 2010 Pazartesi

Nikah şekeri ve kar...

Figen Ablacığımın nikah şekerlerini karla buluşturdum :)






23 Ocak 2010 Cumartesi

Don, kar, buhar...

Taze fotoğraf varrr :)

Erimemiş, yumuşacık karlı... Sahilde çektiğim...
Hiç böyle görmemiştim sahilimizi. Bembeyaz. Birkaç yürüyüş seven insan vardı sadece. Hava soğuktu ve kar yağmaya devam ediyordu.

Hayvanlar üşür mü? Kediler, köpekler, kuşlar üşür mü? Merak ediyorum. Allah onları üşüsün, aç kalsın diye yaratmamıştır herhalde. Bugün örneğin her pervazın altında, kar düşmeyen her yerde tatlı hayvancıkları görmek mümkündü. Düşünceli insanlarda vardı tabi onları düşünüp besleyen. Örneğin fiyonk makarna veren. :)

Deniz de garipti bugün. Her zaman soğuk bildiğimiz o sulardan buhar çıkıyordu. Karaya göre sıcaktı yani. Yani resmen;

Yeryüzü donmuş, denizler buhar olmuş uçuyor...

22 Ocak 2010 Cuma

Soğukkkkk...

Bu fotoğrafları dün çektim. Bakmayın böyle güneşli durduğuna havanın, acayip soğuktu. Özellikle de güneş gittikten sonra iyice soğudu...

Hava soğuktu, fakat güneş denizin üzerinde pırıl pırıl parlıyordu.. Yalandan bir güneşimiz vardı, bugün o da gitti, şimdi daha soğuk. Kar geliyor hatta...


Bugün her milletin yüzyıllardır kullandığı o güzel alet şemsiye, işime yaramadı. Bir şemsiye için yağmur ve rüzgarla baş edebilmek o kadar da kolay değilmiş demek ki. Ben kırılmadan şemsiyemi kapatmayı tercih ettim. Ama bazıları benimki kadar şanslı değildi. O kadar sert esiyordu ki dayanamadı zavallı şemsiyeler. Kaldırımlar kırık şemsiyelerle doluydu.
İnsanları anlayamıyorum. Çöp kutuları boş dururken koskoca şemsiyeleri nasıl yolun ortasına atıyorlar?